“Ayağını sıkan ayakkabılar giyersen

Ve boş bir arazide yürürsen,

Ayakkabılarını çıkarmadıkça

Arazinin özgürlüğünü hissedemezsin.”

Mevlana Celaleddini Rumi

Hayal kırıklığınızın ardındaki armağana iyi sarılın. Çünkü o size özel, parmak iziniz gibi hatta. Onu görmek için cesur olun. Hayal kırıklığının ötesine bakmayı öğrenin. Açın oradaki hediyeyi. Düşlerinizi yeniden hatırlayın. Onlara inanın. En önemlisi ayağınızdaki, sizi sıkan o ayakkabıları çıkartın… 

Özellikle günümüzün değişen çalışma dinamiğinde kaybolan, yaratıcılıkları ve yetenekleri körelmiş, hızın, rekabetin ve hırsın içinde boğulmuş, ilhamları ile buluşamayan, baskılanmış, değersizleştirilmiş bir neslin yaşadıklarına ışık tutmak ve o çatlaktan içeri sızmak bu blogun ve son iki yıldır yaptığım işlerin, aslında arayışımın  ateşleyicisi oldu. 

İnanıyorum ki dünyanın daha fazla bilgiye, ürüne değil daha fazla hayal kurmaya ve yaratıcılığa ihtiyacı var. Kurumsal hayattan ayrılıp yolumu çizmeye çalıştığım süreçte pek çok aracı denedim. Danışmanlık en iyi bildiğim şey elbette. Nedir danışmanlık diyecek olursanız, bana göre danışmanlık sorunu doğru tespit etmek ve çözüm için tüm yönleri ile araştırma yapmak, en stratejik şekilde veriyi toparlamak ve isabetli bir aktarımla bunları karşı tarafa sunmaktır. Koçluk ise danışmanlıktan bir hayli farklı. Anda, yargısız ve benim sıfır noktası dediğim yerde karşı tarafa alan açmakla ilgili bir yetkinlik koçluk. Koçlukta gerçekten dinlemeyi, derinden duymayı öğrendim. Bu dünyaya hepimiz farklı yeteneklerle geliyoruz elbette. Benim de gerçekten iyi yaptıklarım ve bir de yapamadıklarım var. Bu yaratıcı yıkım, yaratıcı boşluk sürecinde ben de kendimi tanımlama ihtiyacındaydım. Ne danışmanlıktı artık yapabildiğim, ne de koçluk! O yüzden en iyi bildiğim şeyi değil, gerçek yeteneğimle yani bu hayata imzamı atabildiğimle yol almalıyım diye düşündüm. Nedir benim farkımı ortaya koyan yeteneklerim?   

  • Öngörü, 
  • Parçaları birleştirmek, 
  • Çok yönlü bakış açısı,
  • Sorunu ve çözümü doğru teşhis,
  • Kullanıcı arayüzleri yazmak yani bilgiyi farklı farklı alanlara kolayca transfer edebilmek, 
  • Meselelere andaki ilhamlarla yaratıcı çözümler bulmak …
  • Yapabilirim demek ve yapmak. Yapabilirsinler yaratmak…

Tüm bu yeteneklerimi yanıma aldım ve çıktım bir yola. Madam Pablo benim ilham kapım. Yaratıcı Hayat Günlükleri ile bu ilhamı çoğaltmak, etrafıma bulaştırmak en sevdiğim şey. Bir de Yaratıcı Hayat Kolaylaştırıcılığı yapıyorum.

Nedir Yaratıcı Hayat Kolaylaştırıcılığı?

Yaratıcı Hayat nedir? Önce bunu tanımlamak daha doğru olacak sanırım. Yaratıcı hayat, çıkışa kapı aralamak, çatlaktan içeri sızmak, hayatın kendisi ile buluşmak aslında. Yaratıcı Hayat sadece yaratıcılık gerektiren işleri yapanların değil herkesin buluşabileceği bir şey. Blogtaki yazılarımda da var, yaratıcılık kimseye ait bir ayrıcalık değil. Geliştirdikçe, üzerinde çalıştıkça serpilip gelişen bir kas gerçekten. Mesela ben özel olarak resim eğitimi almadım. Yetenek mi bu? Kısmen evet, kısmen hayır. Yaratıcılık ve ilhamla buluştuğunda, biraz da öğrenme merakı ateşlendiğinde bir çiçeği sular gibi suladığınızda sizin de yapabileceğiniz bir şey. Yaratıcı Hayat Kolaylaştırıcılığı da işte bu kası geliştirmenize yardımcı olan bir araç. 

Bu araçla birlikte, kariyerinizde, yolunuzda, hedefinizde, hayalinize giderken bunaldığınız yerde birlikte çalışarak “yapabilirim” “yapabilirsin” diyebiliyoruz. 

Dişil özümüzü çocuk yanımızla buluşturmanın yollarını birlikte deniyoruz.

Ne kadar zorlu olursa olsun özümüzdeki ilhamlara, kendi sesimize cesaret edebiliyoruz. 

Her çocuk sanatçıdır diyen Pablo Picasso’nun peşinden yaratıcılığımızı hayata, işimize, kariyerimize, markamıza nasıl transfer edebileceğimizin peşine düşüyoruz. 

Nasıl mı?

Önce sizi iyice bir dinliyorum. Hikayenize ortak oluyorum. Yani tam anlamıyla size kulak veriyorum. Ne diyorsunuz ve aslında ne demiyorsunuz!

Sonra ihtiyacı tespit ederek danışmanlık yetkinliklerini kullanıyor ve size bir öneri sunuyorum. Bu öneriden sonra yeniden sizi dinliyor ve dinlediklerim, araştırdıklarım üzerinde çalışıyor ve bir yol haritası çıkartıyorum. Aslında bu sürecin dinamiği sizinle benim aramda, anda şekilleniyor. 

Bu çalışmamızın ilk aşaması. İlk aşamamız danışmanlık hizmeti oluyor.

Eğer bu süreçten sonra da bir yol arkadaşına ihtiyacım var derseniz bu süreci kolaylaştırmak için de yanınızda oluyorum. Bu da ikinci aşama.

İsterseniz bu yolda gönülden aktardıklarımı okuyabilir, kitap önerilerime bakabilir, ilhamımla ilham alabilir, bloğuma üye olabilir ve benimle birlikte siz de deneyebilirsiniz. (#yaratıcıhayatgünlükleri)

Ya da ben daha da derinleşmek istiyorum ve yaratıcı hayat kolaylaştırıcılığı hizmeti almak istiyorum da diyebilirsiniz. Bunun için yapmanız gereken basit:

 info@madampablo.com adresinden ya da sitede sağda ve aşağıda yer alan telefon numarasından bana ulaşabilirsiniz.

Ne demiş Nasreeddin Hoca, “Bana eşekten düşeni getirin!” 

 

Sanatçılara, sanatçı adaylarına, kariyerinde farklı bir yöne gitmek isteyenlere, markalarına farklılık katarak yaratıcılığını konuşturmak isteyen herkese bu yolda arkadaşlık etmeyi seviyorum. Çünkü  dönüm noktasının ne olduğunu tanıyorum…Siz yeter ki isteyin o dönüm noktasından birlikte geçebiliriz…

Sevgilerimle…

Nilüfer Nurgül Özdemir

 
“Her hayatta bir dönüm noktası vardır. O kadar büyük, keskin ve net bir andır ki bu, insan kendini sanki göğsüne vurulmuş, tamamen nefessiz kalmış gibi hisseder ve de şunu bilir, en ufak şüphe kırıntısı olmadan bilir ki, hayatı hiçbir zaman eskisi gibi olmayacaktır.” Julia Quinn