Hayatımızdaki İnce Şeylere Dair

Kategori: Kitap Önerileri | 0

Yıl 2004. Kendini doya doya yaşaman dileğiyle diye not düşmüş arkadaşım. Kendimi doya doya yaşadım mı? Soru bu…Kendini doya doya yaşadın mı? Daha doğrusu GÜZEL yaşadın mı, yaşıyor musun? Ahmet hocanın bu kitabı hayata düşülen notlardan oluşuyor. Sorup sorgulayıp anlam bulmaya çalışırken sizi kendi odasına davet ediyor “bak evladım o kavunu öyle boş boş yemeyeceksin, kavun var kavun var” diyor…”Derine dal, düşün ve hisset, yaşadığını hisset” Yaşamakla derdi var Ahmet hocanın. Ama öyle nefes alıp vermek değil derdi, güzel yaşamak ama öyle zenginlik, sanat falan da değil kastettiği. Bir hal, bir duruş bir tavır. İşte bu yüzden “yaşama yoksulluğumuz”dan dem vuruyor sürekli. Yoksuluyuz yaşamın diyor. Alın okuyun kitabı. Ne diyeyim…güzel yaşayalım.

 “Nasıl yaşayacağım? Nasıl güzel yaşayacağım? Asıl soru bu ikincisi. Nasıl ezmeden, ezilmeden, hak yemeden karşımdaki insan yüzünü yok saymadan yaşayacağım. Güzel: Hem etik, hem estetik anlamda. Estetik yaşayış pek kavranmıyor. Şarkı söylemek, resim yapmak, şiir yazmak…İşte bu güzel yaşayış! Sanatla uğraşmak güzel yaşayışa götürebilir de götürmeyebilir de. Kütük gibi yaşayan sanatçılar vardır, sanatla ilgilenenler. Güzel, hayata belli bir biçimde duruştan kaynaklanıyor. Böylesi bir tavır, bir tutum gerçekleştirilemedikçe, güzeli “memur sanatçı”, “memur okuyucu”, “memur duygulanıcı” yaklaşımıyla aramanın anlamı yok. Güzel lezzetli bir yiyeceğin vereceği haz değil. Güzel gerçekleştirilecek bir çaba! Bir iş. Bir ürün. Emek isteyen bir uğraş. Güzel yoksulu olduğumuzu duymakla başlıyor.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir